|
24
yıldır kendi ismini taşıyan moda evinde haute couture tasarımlar yapıyor.
Düsseldorf CPD, Paris Pret a Porter gibi yabancı fuarlarda stand açıyor.
İtalya, İspanya, Almanya dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde
satıyor. Ama gelgelelim biz Zeynep Acar (42) diye birini tanımıyorduk.
Sezen Aksu çat kapı İzmir’deki atölyesine gidip, karşısına dikilmeseydi
tanımayacaktık da...
Zeynep Acar bir buçuk yıldır Sezen Aksu’nun sahne kıyafetlerini dikiyor.
Kafa kafaya verip arkasında tarihsel bir hikayesi olan kıyafetler
yaratıyorlar. Acar, Sezen Aksu’nun sahnede zayıf görünmesinin birinci
öncelik olmadığını söylüyor: "Tabii ince dursun istiyoruz ama kıyafetin
verdiği mesaj daha önemli."
Zeynep Acar’ın çocukluk deyince aklına gelen ilk karede şunlar oluyor:
Küçük Zeynep, kağıt mendilin yapraklarını tek tek ayırıyor. Üç katından
elbise, geri kalan bir katından da ince astar yapıyor. Annesinin misafir
gelince tepsi altlığı olarak kullandığı işlemeli kağıdı, İspanyol paçalı
pantolona işleme olarak konduruyor. Bu çocukluğu çizip, kesip, biçip,
diktiği lise yılları izliyor. Ve 9 Eylül İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi’nde okurken çoktan kendi adını verdiği bir moda evi...
İlk
yıllarda yakın çevresine kıyafet dikiyor. Sonra ünü İzmir civarına
yayılıyor. Denizli, Aydın, Muğla, Balıkesir gibi kentlerin ileri gelenleri
müşterisi oluyor: "Ben her şeyden önce iyi bir dinleyici oldum. Gelin,
sünnet annesi ya da nişanlanacak kadın, hepsinin mutlaka bir hayali
oluyor. Önce anlatmalarını istiyorum, sonra önerilerimi yapıyorum." Acar
davetin yapılacağı ortamı da çok önemsiyor. Geniş mekanlara hacimli
elbiseler, dar mekanlara vücuda oturan tuvaletler, havuz başı, deniz
kenarı davetlerine ise uçuşan şeyler tasarlıyor.
İzmirli kadınların abartıyı çok sevdiğini kabul ediyor. Elinden geldiğince
frenlemeye "Ayşe Hanım eteği işlemeli yaptık, bari üstü sade olsun"u kabul
ettirmeye çalışıyor. Peki sizce de İzmirli kadınlar çok mu güzel diye
soruyorum. Bana katılmıyor: "İzmirli kadın çok bilinçli. Kendisini çok iyi
tanıyor. Yerli yabancı bütün ünlüleri takip ediyorlar. Takıp,
takıştırıyor. Burnunun dibindeki Çeşme avantajı sayesinde çabucak
bronzlaşıyor, bronzlaşınca da dekolte konusunda daha cesur davranabiliyor.
Bu yüzdendir ki herkese çok güzel geliyorlar. Yoksa bana göre İzmirli
kadının Aydınlı ya da Ankaralı kadından güzellik olarak bir fazlası yok."
SEZEN AKSU ÇAT KAPI GELDİ
8 SAAT 15 DAKİKA LAFLAMIŞIZ
Zeynep Hanım’ın İzmir’deki lakabı Nöbetçi Modacı. Müşterileri onu her gün
her saat arayabiliyor. O da Çeşme’de güneşleniyor bile olsa kalkıp tasarım
yapıyor. Kum taneciklerinden, duş alırken cama gelen su zerreciklerinden
ilham alıyor. Randevusuz gelen olsa bile her müşteri ile kendisi
ilgileniyor. Sezen Aksu da onlardan biri.
İzmir’de bulunduğu bir dönem Zeynep Acar Moda Evi’ne çat kapı gelmiş:
"Kapıda Sezen Hanım’ı gördüğümde bayılıyordum. Babasının rahatsızlığı
nedeniyle İzmir’deydi. Üç kişiye telefon açıp sormuş. İzmir’de iyi bir
modacı arıyorum, kime gideyim, demiş. Üçü de benim adımı verince zili
çaldı ve geldi. Çok şaşırdım. Oturup konuşmaya başladık. Kendimizi öyle
bir kaptırmışız ki, ilk görüşme sekiz saat 15 beş dakika sürdü. Helenistik
tarzdan girdik, Türkiye’ye ait folklorik çizgilerden çıktık. İlk
koleksiyon öyle çıktı."
Zeynep Acar geçtiğimiz yıldan bu yana Sezen Aksu için 20’den fazla kıyafet
dikti. Hálá da devam ediyor. İlk üç kıyafet Antik Yunan döneminden ilham
alınarak hazırlanmıştı. Süper minisi ise ortak kararlarıymış: " O
kıyafetler çok uzun süren konuşmaların sonrasında çıktı. Birlikte çizim
yaptık. Sezen Hanım’ın beş yıl çizim eğitimi aldığını biliyor musunuz?
Harika şeyler çiziyor. Uzun tuvaletler Sezen Hanım’a çok yakışıyor.
Dekolteyi ya göğüsten ya da derin yırtmaç kullanarak veriyoruz.
İzmir Fuarı’nda Yunan kültürü ile ilgili bir müze var. Ben resmen müzenin
abonesi oldum. Drapeleri tek tek inceledim. Yemeni desenlerini de uzun
araştırmalardan sonra ortaya çıkardım. Ege bölgesini karış karış gezdim.
Özgürce konuşamayan kadınlar fikirlerini oyalarla anlatırmış. O çiçeklerin
hepsinin anlamı var. Ben dört farklı kıyafet yaptım, basına bir tek siyah
kıyafet yansıdı."
Yemeni desenli Sezen Aksu kıyafetini tasarımcı Hakan Yıldırım "Çok
desenli, Sezen Hanım’ı kilolu göstermiş" diye eleştirmişti. Zeynep Acar
eleştirilere şöyle cevap veriyor: "Tarih ve gelenek yansıtmayan kıyafetler
Sezen Hanım’ı da beni de tatmin etmez. Biz giysinin anlamlı bir hikayesi
olsun istedik. Zayıflık şişmanlık kaygısı taşımadık. Tabii ince dursun
istiyoruz ama verdiği mesaj daha önemli."
Kırmızı, beyaz ve siyahtan vazgeçmiyor
Sezen Hanım konserlere ayrı, özel gecelere ayrı kıyafet giyiyor. En son
P&G konserleri için bir koleksiyon hazırladık. İzmir’de mağazada, onun
evinde, Çeşme’de otelde her yerde prova alabiliyorum. Bir kıyafet bitince
diğer kıyafet başlıyor. Kumaşları Hindistan, Fransa ve İspanya’dan ithal
ediyorum. En sevdiği üç renk kırmızı, beyaz ve siyah. Üçünden vazgeçmiyor. |