Müzik Sana Teşekkür Ederim

6 Haziran 2002, Perşembe, Milliyet

Aylardır beklenen Sezen Aksu albümü nihayet çıktı: “Şarkı Söylemek Lazım”. Bu albüm, asıl kurtarıcının, hemen yanıbaşında duran 'şarkılar' olduğunu sezmiş birrinin elinden çıkmış. İyi ki sezmiş, iyi ki söylemiş!

Sezen Aksu, epey bir süredir, ciddi sağlık sorunları ile boğuşuyordu ve yerinde kim olsa, beste yapmak, söz yazmak, stüdyolara girip perişan olmak ne demek, ardına bakmadan evine kapanır, müziğe uzun bir ara verirdi. Ama müziği, şarkı söylemeyi, hayatının merkezine koymuş ve başka türlü var olmayı bilemeyenlerdendir Sezen Aksu. Bu nedenle de, sanki sağlığı çok yerindeymiş gibi devam etti işine, uzun süreli konser ya da sahne show'larından, albüm yapmaya kadar hiçbir şeyi eksik bırakmadı. Biri remix olmak üzere, tam 14 şarkılık bu son albümün hazırlığı uzun bir zamana yayıldı, bugün - yarın derken, sonunda karşımızda işte. Büyük bir çoğunluk, albümün tamamını çok sevecek. Sezen Aksu'nun 80'li yıllarına tutkun olanlar özellikle çok sevecek. Çok nazlı olanlar bile, ağızlarının tadına uygun, en azından üç - beş şarkı bulabilecek bu albümde. İstiklal Caddesi, şimdiden “Savaşma Seviş Benle” diyen Sezen Aksu'nun sesi ile çınlamaya başladı bile.


Sezen Aksu'nun Türk Popu'na giriş tarihi tam olarak 1975. İlk plağı olan “Haydi Şansım”in yayınlanma tarihidir bu. Ama sanatçı (o zamanlar Sezen Seley adıyla), müzik piyasasını çok daha erkenden, 1970 yılında yoklamıştır: O yıl, Hafta Sonu gazetesinin düzenlediği (ve Nilüfer'in birinciliği ile sonuçlanan) “Altın Ses” yarışmasına baş vurmuştur. Aralarında Ajda Pekkan'ın da olduğu jüri üyeleri, İzmir'den tek başına kalkmış gelmiş, heyecandan yaprak gibi titreyen bu genç kıza dikkat bile etmez ve eleyerek yarışma dışı bırakır. İzmir'de geçirilmiş bir beş yıl sonra, bu sefer bir plakla yapılan deneme de sonuç vermez. Türk Popu'nun en alevli günleridir o günler ve hemen hemen her gün yeni bir şarkıcı, yeni bir plak çıkmaktadır. Şans Sezen Aksu'ya ikinci plağı olan “Kusura Bakma” ile gülecektir. Arka yüzü hüzünlü “Yaşanmamış Yıllar” ile tamamlanmış bu hareketli / oryantal plak çok satacak, bütün dikkatleri bu gencecik kızın üzerine toplayacak ve ardından da Şanar Yurdatapan / Atilla Özdemiroğlu'nun desteği gelecektir. Hop, Kent, Kervan... derken, Sezen Aksu, her gün bir adım yukarıya çıkacak; “Firuze”, “Sen Ağlama” ve benzeri şarkılarla bütün 80'leri en tepede geçirecek, 90'larla birlikte de, yalnız bir şarkıcı olarak değil, her anlamda dikkate alınan bir yaratıcı olarak bütün müzik piyasasına damgasını vurup, herkesi ama herkesi etkileyecektir. Yalnız şarkıcılar değil; besteciler, söz yazarlar, müzisyenler, firmalar... herkes ama herkes çok etkilenecektir... 90'larda patlayan pop dalgasının asıl unsurudur Sezen Aksu. Yalnızca Aşkın Nur Yengi, Sertab Erener, Levent Yüksel gibi isimleri destekleyip piyasayı şenlendirdiği / hareketlendirdiği için değil, “Gülümse” gibi hem sağlam hem de birkaç milyon satan bir albüm yaptığı için de böyle bu. Sanatçının bu başarısı, kısa bir zamanda diğer firmalara cesaret vermiş ve herkes “pop” diyerek yollara düşmüştü. 

Bu anlamda eski formunda değil artık Sezen Aksu. Hala kimseyi kırmayarak her isteyene şarkı yazıyor, destekliyor ediyor ama, belli ki bu işler onu epeyce yordu. İnsan üstü bu gayret kimi olsa yorardı. Ama kendi çalışmaları elbette sürüyor, hiç kesintiye de uğramadı zaten. “Deliveren”den sonra gelen “Şarkı Söylemek Lazım” adlı bu son albüme; Sezen Aksu, bütün bir geçmişin havalarını / renklerini harmanlayıp dahil etmiş. 70'lerin o çok naif ve kırılgan atmosferi de, 80'lerin kafa karışıklığımızı çok iyi yansıtan “funky” ve üst - baş parçalamanın, yerlerde sürünmenin bile kimseleri kesmediği “arabesk” dalgası da (“senin için herkes kötü söylüyor”), 90'ların “dansöz”lü, “seviş”meli, “kıvır”malı ruh durumu da bu albüme bir şekilde girebilmiş. Daha en başta, bile isteye seçilmiş bu tavır, hem müzik hem de söz anlamında, albüme bir tutarlılık / bütünlük getirmiş. “Firuze” mevsiminden “Deli Gönlüm” ve ondan bir beş yıl sonrasından “Seni İstiyorum”, bu albüm için belirlenen çerçeveyi daha da keskinleştirmek için özellikle seçilip albüme konmuş. Şehrazat tarafından, önce Ajda Pekkan ve Nilüfer'e önerilmesine rağmen red edilen “Su Gibi” adlı şarkıda ise, Sezen Aksu, bütün o 60 ve 70'lerin havasını almış, ya da, bizzat kendisinin, bu şarkıya o havaları verebileceğini sezmiş olmalı. Sezen Aksu, “Su gibi aktı yıllar / yıllar sizden kim korkar” dizeleri ile örülü bu şarkıdan, (belki de geçip gitmiş olmasına rağmen bir türlü hesabı görülemeyen “yıllar”ın katkısı ile) “Kaybolan Yıllar” ve “Yaşanmamış Yıllar” saflığında bir şarkı çıkartmış ortaya... 

Gel / git / gitme / kal...” ve benzeri kafa karışıklığı kalmamış artık Sezen Aksu'da. “Seni İstiyorum”u tekrar söylemesini, muhtemelen bu türlü sözlerine değil, Onno Tunç için son bir çığlık daha atmak istemesine borçluyuz. Ne istediğini ve bunu nasıl gerçekleştireceğini çok iyi bilen birinin elinden çıkmış “Şarkı Söylemek Lazım”. Bütün o sağlık sorunları ile boğuşulmuş zor günlerde, asıl kurtarıcının, hemen yanıbaşında duran “şarkılar” olduğunu sezmiş birinin elinden. Müzik sana teşekkür ederiz...

Naim Dilmener

 

 


biyografi    |    diskografi    |    haber    |    galeri    |    multimedya    |    forum

günlük    |    site hakkında    |    e-posta gönder

Sezen-Aksu.com 2002-2007