Asıl Sinema İstiyorum

1 Ağustos 2000, Salı, Milliyet

Kendisini bir "sinema tutkunu" olarak değerlendiren Sezen Aksu, 2001 için film projeleri olduğunu açıkladı.

Ahmet Tulgar

Sezen Aksu, kariyeri boyunca starlık kurumuyla sürekli oynayan, ilk gençlik yıllarından itibaren şarkılarla dolu dünyasına "sistem eleştirel" söylemini sığdırabilmiş, sıradışı bir sanatçı oldu. Ciddiyet ve derinlikle şaka arasındaki mesafeyi bir şarkıdan bir başka şarkıya geçermiş gibi kolayca katederken aslında bütün yapmak istediği saf şarkıyı ve 26 yıldır gözü gibi baktığı seyirciyle arasındaki o hesapsız samimiyeti örtmesi muhtemel bütün şov örtülerinden sıyrılabilmek. 
İki gündür yayınladığımız söyleşi bir anlamda şov dünyasında her gün yeniden üretilen polemiklere, şık olmayan rekabet yöntemlerine, böbürlenmelere yöneltilmiş, kahkahalara karışan "şirret kadın" edalı şakalarla hafifletilmeye çalışılmış bir eleştiri olarak da okunabilir. Zaten Sezen de bunu özellikle vurguluyor: 
"Aslında bütün bu itiş kakışların o kadar uzağında hissediyorum ki kendimi. Tabii bu bir büyüklenme, kibirlilik değil, benim tek yapmak istediğim kendimi ve bu denli sert bir hayatı hafifletmek." 

- Siz hayatındaki insanları o kadar kolay atabilenlerden değilsiniz...
Yok. "Bir tutam bal, yapış da kal." Annem öyle diyor bana.
- Şeyler filan da kalıyor değil mi, eski kocalar?
Nasıl göndereyim, nereye gidiyorlar, gitmek öyle kolay mı?
- Sorun çıkmıyor mu aralarında, nasıl kontrol ediyorsunuz?
Mesela Ahmet (Utlu) dünyanın en hoş adamlarından biridir. Biz Önder'le (Fırat) ilk defa beraber olduğumuzda, Sinan'a (oğlunun babası) telefon etmiş, "Gel birleşelim, kadın bağıra bağıra gidiyor" demiş. Bu ilişkileri böyle tesis etmek için anormal gayret sarf ettim.
- Risk almayı seven birisiniz, albümlerinizde keskin virajlar oluyor. Bu yüzden çok eleştiri de aldınız.
Çünkü her şarkıyı söylemek istiyorum. Beni sınırlar içinde kim tutabilir, hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Böyle bir cennet ülkede oturacağım ben, her türlü müziğin bu kadar kendiliğinden bir arada yaşadığı ve kendimi bir türe hapsedeceğim. Bu tür bir kültürel uyumun olduğu bir ülkede yaşamanın konforundan yararlanmalıyız.
- Allah gecinden versin. İnsanlar böyle artık Türkiye'de hep öldükten sonra mı övgüye mazhar olacak?
Ben bir şey söyleyeyim, vallahi hortlarım öldükten sonra en olmayacak insanlar öyle methiye yazıları yazarlarsa.
- Albüm tirajlarını filan takmıyor musunuz?
E, nesini takayım, canım tiraj yapmak istediği zaman yapıyorum. Tarkan'a verdiğim parçaları kendim okurdum tiraj peşinde olsaydım.


Sesimi `Alexander tekniği' ile kurtardım
- Sezen Aksu bir ara sesini kaybetti mi? Hep bu tür bir söylenti dolaşır...
Çok ciddi bir rahatsızlık dönemi geçirdim, fakat bunun üzerinden yıllar geçti. İşte doktor doktor dolaştık, ses tellerimde hiçbir problem yok. Bunu yaşamayan şarkıcı kalmamış. Ben bir ameliyat olmuşum, Yaman'ı (Okay) kaybettik, arkadan Uzay (Heparı), Onno. Sertab (Erener) iki tane ameliyat geçirdi. Levent (Yüksel) felç oldu. Çok özendim köylü kadınları gibi böyle ağıt yakmaya avaz avaz, ama yutkunup kaldım. Bir an geldi konuşamıyorum, şarkı söylemeyi bırak. Sonra Ahmet Altan "Alexander Tekniği' diye bir kitap var" dedi. Adam çok hüzünlü bir şey yaşıyor, sahneye çıktığı anda kilitleniyor. Ben bu kitabı getirtim yurtdışından. Adam aynalarla çevirtiyor odasını ve şarkı söylerken ya da konuşurken vücuttaki organize hareketlerin nasıl bozulduğunu aynalardan izliyor. Çözdüm ben bunu. Allah vergisi, o kadar güçlü bir sesim var ki en olmayacak durumlarda şarkı söyledim. Ama bu laf bazılarının çok hoşuna gitti, "Sezen sesini kaybetti". Olur mu böyle şey ya?
- Bir keresinde Fatih Terim size şöyle demişti: "Nasıl yazdın o sözü ya: Uzak diyarlarda evli barklı, mutluluk en çok onun hakkı..." Bu kadar iktidar sahibi bir erkeğin neresine dokunmuş olabilir bu söz?
Bu şarkı anormal etkilemiş erkekleri. Ben de konserlerim sırasında fark ettim. Sıkıştırılmış durumda yaşıyoruz. Hepimiz korkuyoruz, korkarak yaşıyoruz, cezalandırılmak korkusuyla.
- Şarkıların bir özgürleştirici yanı oluyor yani...
Hiç olmazsa, üç dakika, yandım Allah diye uçuyorsun.
- Peki statü sahibi insanlar sizi çağırıp, "Hadi gel bize şarkı söyle" diyorlar mı?
Böyle bir şey mümkün değil, biliyon mu yani... Mümkün değil. Hele bana gücünü hissettiriyorsa bir de, hiç mümkün değil. İlle de başkaldırmak için değil, böyle hissetmiyorum. Tat almıyorum. Ben mesela ekstra diye tabir edilen işlere de gitmem. Reklam filmi de çevirmiyorum. 26 yıllık bir ilişkinin neticesinde "Bu malı satın alın" diyemem bir para karşılığında.
- Ama söz konusu olan çok büyük paralar...
Ooo, gözünün önünden milyon dolarlar bağıra bağıra başka birilerine gidiyor...
- Bir konservatuvar projeniz olduğunu duyduk...
İnşallah, istiyorum. Adı da hazır. YTH. Yüzbaşıoğlu, Tunç, Heparı. Onno, Şerif Yüzbaşıoğlu'nun öğrencisiydi, Uzay da Onno'nun. Bunu mutlaka yapacağız inşallah.
- Bir sinema projesinin içindeymişsiniz
Benim asıl yapmak istediğim iş bundan sonra sinema. Ben bir sinema tutkunuyum ve bir bütünün sadece bir parçasını yapıyorum müzik yaparken. Sinema o bütünün tamamı. Önümüzdeki sene böyle bir proje var.
- Sezen Aksu'nun evi hep kalabalıktır, ama bugün öyle değil...
Bazen öyle, bazen böyle. Benim evim "open house" dedikleri açık ev. Yani paylaşılmadıktan sonra dört duvarı ne yapacağım Allah aşkına? Ama genellikle benim evimde olan kalabalıklar çok değerli kalabalıklardır.
- Salonu olan bir kadınsınız yani...
Evet resmen öyle. Ben evimi okul yaptım kendime, o kadar çok insandan o kadar çok şey aldım, beslendim ki.
- İzninizle soruyorum: Sevgiliniz Önder Fırat'la aranız nasıl?
Şahane, çok şahane. Ben ilk önce çok dikkatli yaklaştım ona, çünkü benim hayatıma giren insanlardan farklıydı, toplumsal konumuyla, şusuyla busuyla. Böyle bir noktaya geleceğini katiyen tahmin etmiyordum. Ben korkarım öyle zengin işadamlarından filan, bugüne kadar da olmamıştı. Demek ki önyargılıydım. "Türk filmleri, benim başımı yedi" diyorum. Bu adam çok iyi çıktı.


İdolüm Aysel Gürel
- Bundan sonraki planlarınız?
Bu sene kış itibarıyla artık çok fazla yapmayacağım bu işi.
- Konserleri mi?
Hayır genel olarak bu işi. Beste meste yapmaya devam ederim ama bütün dünyayı dolaşmayı planlıyorum. Geleceğim, ama gitmem gereken yerlere gidip kalacağım epey.
- Ama şarkı söyleyeceksiniz...
Canım istediği sürece evet.
- Allah uzun ömür versin, Sezen Aksu 60, 70 yaşına geldiği zaman, nasıl bir kadın olacak?
İki türlü yaşlanırmış insanlar, ya cadı olurmuş ya melek. Ben ortayı tutturmayı ümit ediyorum, bir şekilde idolüm Aysel'dir (Gürel) bu konuda. "Herkes 'deliyim, çılgınım' diyor, çok sinirleniyorum, bir tek aday var, o da daha yeterli değil" demiş, "Onun da birkaç senesi var" demiş. Birkaç sene daha yırttık yani.

 

 


biyografi    |    diskografi    |    haber    |    galeri    |    multimedya    |    forum

günlük    |    site hakkında    |    e-posta gönder

Sezen-Aksu.com 2002-2007